En küçük (!) engel: Roma'ya ancak turist olarak gidebileceğini düşünmek, orayı fethedebileceğini aklına bile getirememek, böyle bir derdi bile olmamaktır. Diğer küçük engellere gelince, o konu biraz karışık...
Genç İstikbâl Dergisi Yazıları
Bu bölümde 2024 yılı şubat ayından itibaren Genç İstikbâl Dergisinde yayımlanmış yazılarımız yer almaktadır.
Biz çocukken görünmezlik daha popülerdi. Bazı duvar sohbetlerinde "Görünmez olsan n'apardın?" temalı konuşmalar uzar giderdi. Görünür olma dezavantajından kurtulunca (!) yapılabilecek şeyler, herkesin hayal gücüyle ve biraz da ahlâkıyla sınırlıydı. Eğer ortamda Allah korkusu olan en az bir kişi varsa konu "Görünmez de olsan Allah görüyor abi."...
Çok aşığın var diyorlar yalan de yeter bana
Gündem diye bir put var, şeklinde gireyim yazıya sırf çarpıcı bir giriş olsun diye. Sonra azıcık yumuşatayım, tamam put değilse bile hayatımızı işgâl eden bir şey diyelim. Çünkü birçok insan gündemle fazlasıyla meşgul. Gündem onun düşüncelerini, sözlerini tam anlamıyla esir almış, gündemin dışına çıkmıyor, çıkamıyor. Üstelik kendini muhalif diye...
Kitabınız var mı? Kitaplığınızda demiyorum veya kutsal kitabınızı da sormadım. Kendi yazdığınız kitabı kastediyorum. Yıllardır orada burada yazıyorum ve henüz basılı veya dijital ortamda bir kitabım yok, diye üzülüyordum. Az önce bir ayet okudum ve yazmakta olduğum bir kitabım olduğu kafama dank etti: Kitabı sağ tarafından verilen kimse der ki...
Bir futbol maçının 5. dakikasında takımınız 5-0 geriye düşse ne hissederdiniz? Çoğu insan moral olarak çöker, umutsuzluğa düşer. Çok az insan ise "Daha 85 dakikamız var." diyerek umudu elden bırakmaz. Aslına bakarsanız iki tavır da galip gelmeyi, yenilmemeyi önceleyen bir anlayışa sahiptir. Müslümanca olan tavır ise skordan bağımsız olarak üzerine...
Yani o kadar da ileri gitmeye gerek yok. Hepimiz toprak olacağız ama meslek seçimi önemli. Çünkü dünya hayatının yapısı gereği insanın en azından beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir mesleğinin olması gerekiyor. Buna özetle geçimini sağlamak deniyor. Mehmet Âkif Ersoy'un şu dizeleri zaman zaman zihnimde yankılanır:
- Peeeh! Ben senin yaşındayken yirmi yaşındaydım.
- Abi bizim hayatımız olmuş isyan, senin dediğin lafa bak! Daha bu sabah anneme bağırıp kapıyı çarpıp çıktım. İsyansız günümüz yok. Hamdolsun(!)
- Burdan kaçmamız lâzım... Beraber, ne diyosun?
Evet, normalde Ocak ve Şubat'ın ardından Mart gelmesi gerekirken neden Ramazan? Bir anda neden kanal değişiyor? 11 ayımızı Milâdi takvime göre yaşarken neden birdenbire Hicrî takvime geçiş yapıyoruz. Tamam birdenbire değil artık. Eskiye nazaran bu geçiş Recep ve Şaban aylarıyla birlikte daha yumuşak oluyor ama olsun.
"Ölümden sonra hayat var mı?" diyenlere ölümden sonraki hayatı yaşadığımızı söylemek isterim. Çünkü biz bu hayattan önce zaten ölüydük: Kapiş?
Gayr-ı meşhur bir söz: To die or not to die!
"Dünyada rahat yoktur." (Hadis-i Şerif)
Gerçi mega filozof Tarkan "Başkası olma, kendin ol. Böyle çok daha güzelsin." demiş ama insan "olmak" yolculuğunda kendine bir örnek arıyor illâ ki. Çünkü insan taklit ederek öğrenir. Ancak eninde sonunda olacağı şey yine kendisidir. Bu konuda İbrahim Tenekeci şöyle diyor: Birini örnek alıp da yola çıkanlar, yolun sonunda kendilerini...
Bir an toparlanıp yerinizden fırlayacaktınız değil mi kavga var diye. Öyle ya: Koşun beyler diye başlayan bir cümlenin sonunda genellikle olay vardır. Sonra "Kavga yoksa niye çağırıyorsun kardeşim!" dediniz sanki. (Ama "kardeşim" kelimesini kullandınız, şifre var!)
Evet, yaz deyince akla Kur'an kursları gelir. Doğudan, batıya, güneyden kuzeye ülkenin her yerinde okullar kapanır kapanmaz ilk fırsatta yaz Kur'an kursları açılır. Çocuklar ellerinde Elif-Ba kitapları veya Kur'an-ı Kerim'le bu kursların, camilerin yolunu tutarlar. Camiler bu sayede yaz gelince çocuk açar.
















