Çok takipçin var diyorlar

Türkü şöyle başlıyor:

Çok aşığın var diyorlar yalan de yeter bana

Bir sevda sözü fısılda, hazırım inanmaya

Gönül hırsızı diyorlar inkar et yeter bana

Gözlerindeki cevaba korkuyorum bakmaya

Aşık yerine takipçi ifadesini koyduk başlıkta çünkü sosyal medya ile birlikte böyle bir şey girdi hayatımıza. Takip ediyoruz, takip ediliyoruz. Sokağa çıktığımızda bir, evet yazıyla bir, sayıyla 1 kişi bizi takip etse ürpeririz, kaçarız, izimizi kaybettirmeye çalışırız, soluğu karakolda alırız ne bileyim! Ama sosyal medyada takipçinin çokluğu övünülen bir şey. (Takipçin kadar konuş,) Kimisi takipçi kasıyor meselâ ama sadece takipçi kasıyor. Bu biraz şeye benziyor. Sokakta yüksekçe bir yere çıkıyorsunuz ve "Durun kalabalıklar!" diyorsunuz. Herkes duruyor ve size bakıyor. Tebrikler, dikkat çektiniz. Tamam da şimdi ne diyeceksiniz? Rahmetli Necip Fazıl, "Bu cadde çıkmaz sokak." demiş devamında. Sizin diyecek bi şeyiniz var mı? Bak kardeş, pazarcı da dikkat çeker ve kalabalığı toplar başına ama onun satacak bi şeyleri var. "Domates, biber, patlıcan!" Evet, can alıcı soruya dönelim: Ne satacaksın insanlara, ne vereceksin? Özgün bi şeyin olmayınca taklide başvurursun ve çöplüğe döner hesabın. Ne ararsan bulunur, derde devadan gayrı.

Oysa takipçi kasılmaz, oluşur. Yani insanlar sende alınacak bal olduğunu görürler ve gelirler. Bal dedim çünkü konumuz sıradan genç değil, Müslüman genç. Zararsız değil ha, faydalı, hatta hayırlı.

Yok benim takipçiyle işim olmaz, ben takipteyim. Burada da bilgi var, ahlâk var, edep var. Ben onların peşindeyim dediysen işin yine çok zor. Ah o algoritma yok mu o algoritma! Sana ihtiyacın olmayanı da getirir, aramadığını da buldurur. Şeytan sosyal medya platformu kursa bugünkünden çok da farklı olmazdı. Yoksa sen 2-3 üniversiteli gencin garajda bir site kurduğu ve sonra bunun patlayıp gittiği masalına inanıyor musun? Algoritmalarla ülkelerde başkanlık seçimlerinin sonuçları belirleniyor. Sence 2-3 milyar kullanıcıya ulaşan bu platformlara birileri el atmamış mıdır?

Bir haberden şu satırları aktarmak istiyorum:

"Dünyanın en büyük sosyal medya şirketleri, çocukların beynini hedef alan "bağımlılık makineleri" tasarlamakla suçlandıkları tarihi bir davada yargılanmaya başladı. California'daki Los Angeles Üst Mahkemesinde görülen dava, sosyal medya platformlarının gençlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini mercek altına alıyor.

...

Davacı taraf, teknoloji devlerinin reklam gelirlerini artırmak için "sonsuz kaydırma", "otomatik oynatma" ve "beğeni" butonları gibi özellikleri kullanarak çocukları (gençleri) platformlara hapsettiğini ileri sürüyor."

Yok yea ben bağımlılıktan korurum kendimi, dediğini duyar gibiyim. Delikanlıysan telefonunu çıkart! Bi anda sokaktaki dayıya döndüğümün farkındayım ama ben telefonunun markasını değil ekran süreni merak ediyorum. Kaç saniye? Şaka şaka günde kaç saat o küçücük ekrana bakmışsın? O sürenin ne kadarını verimli harcadığını kendine söyle. Eğer geçimini sağlamak için, hayatını kazanmak için o ekrana bakıyorsan ne âlâ. Yoksa hayatını o ekrana bakarak kaybediyorsun demektir. (Bu arada benim ekran sürem 3 saat ve sosyal medyada geçen süre de 1 saat. Azaltmak isterim ama dijital iletişim ve medya komisyon başkanlığı görevi peşimi bırakmıyor.)

Ben oradan İslâm'ı yayacağım, ayet-hadis paylaşacağım diyorsan sana kötü bir haberim var. O ekrandan kalbe ulaşmak çok zor. Geçmiyor, yani etki etmiyor. Her gün başımızdan aşağıya Whatsapp durumları da dahil, ayet ve hadisler boca ediliyor. Dönüp ahvâlimize bakalım. Bu toplum ayet ve hadisten beslenen bir toplum mu?

Kalbe geçen sözler, kalpten çıkmalı. Dahası yaşamak daha çok tesir ediyor. İnandığını yaşa, çevren buna şahit olsun. Emin ol daha faydalı olacaksın. Sosyal medya sosyal hayatı bitiren medya demek. Günümüzde maalesef böyle, bi şeyin adında ne varsa onu bitirmeyi hedefliyor olabilir. Tıpkı Aile Bakanlığı, Adalet Bakanlığı gibi. Neyse buralar tehlikeli sular. Sen yürüyen ayet, yürüyen hadis olmaya bak. Bir de insanların yüzlerine ve gözlerine.

Not: Genç İstikbâl Dergisinin Mart 2026 tarihli 294. sayısında yayımlanmıştır.

Share